Yazmak İçin Yazmak Gerek Topluluğu web sitesinde yazarlarla buluşmaya devam ediyoruz. Bu kez konuğumuz Anahtar Sensin ve Oyun adlı romanların yazarı Ayşegül Kolca.
Çocukluğunda dinlediği hikâyeleri değiştirerek yeniden anlatan, küçük yaşlardan itibaren kurmaca metinler ve şiirler yazan Ayşegül Kolca ile yazarlık yolculuğunu konuştuk. Rüyalarında gördüğü fantastik sahnelerden doğan Anahtar Sensin ile insanın kendi hakikatiyle yüzleşmesini merkezine alan Oyun romanlarının hayat bulma sürecini konuştuk.

Özlem Abut Otluoğlu: Hoş geldiniz sevgili Ayşegül Hanım, biz daha önce sohbet etme fırsatını bulduk ama okurlarımızın da sizi tanıması isterim. Kimdir Ayşegül Kolca?
Ayşegül Kolca: 1983 yılında Konya’da doğdum. Ailemin işi nedeniyle taşındığımız Alanya’da ilk ve orta öğrenimimi tamamladım. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Bölümünden mezun oldum. Zorunlu hizmet kapsamında yaklaşık dört yıl Tunceli’nin Nazımiye ilçesinde öğretmenlik yaptıktan sonra Alanya’ya döndüm. Yirminci yılımı tamamladığım mesleğimi severek sürdürüyorum. Bekâr bir anneyim ve iki güzel çocuğum var.
Özlem Abut Otluoğlu: Yazma arzunuz ne zaman ve nasıl başladı?
Ayşegül Kolca: Yazarlık serüvenim, daha okuma yazma öğrenmeden önce hikâyeler uydurmakla başladı, diyebilirim. Annemin bana okuduğu kitapları biraz değiştirerek kardeşlerime ve çevremdekilere anlatırdım. Annem, benim ısrarımla aynı kitabı defalarca okurdu; onu olayları ve kişileri ezberleyene kadar dinlemek isterdim.
İlk ve ortaokul yıllarımda kurmaca küçük hikâyeler yazdığım defterler tuttum. Lise yıllarında ise daha çok şiire yöneldim. Şiir yazmayı hâlâ çok seviyorum. Kitap haline henüz getiremediğim şiirlerimin bir bölümünü aysegulkolcaofficial adlı Instagram hesabımda paylaşıyorum.
Özlem Abut Otluoğlu: Çok okuyan biri olduğunuzu söylüyorsunuz. Edebiyat kulvarındaki bu birikiminiz roman yazma sürecinizi nasıl etkiledi?
Ayşegül Kolca: Lise yıllarımda bir yandan şiir yazıyor, bir yandan da ne bulursam okuyordum. Üniversitede birçok yerli ve yabancı yazarı, farklı edebiyat eserlerini inceleme fırsatı buldum. Virginia Woolf, Charles Dickens, George Orwell, Yaşar Kemal, Ernest Hemingway, Nazan Bekiroğlu, İhsan Oktay Anar ve Gabriel García Márquez en sevdiğim romancılar arasında.
Tarih ve anlayabildiğim ölçüde bilim okumayı da çok seviyorum. Jared Diamond’ın Tüfek, Mikrop ve Çelik adlı eseri bana göre yazılmış en iyi tarih kitaplarından biri. David Eagleman’ın Canlı Devre adlı eseri de beynimizin yapısını biyoloji ve nörobilimin derinliklerinde kaybolmadan anlatıyor. Okunacak ne varsa adeta yutarak okuyan biriyim; fakat bir roman yazmanın bütün bunların çok ötesinde bir çalışma alanı olduğunu gördüm.
“Okunacak ne varsa adeta yutarak okuyan biriyim fakat bir roman yazmak bütün bunların çok ötesinde bir çalışma alanı.”
Özlem Abut Otluoğlu: İlk romanınız Anahtar Sensin raflardaki yerini nasıl aldı?
Ayşegül Kolca: Anahtar Sensin ilk başlarda bir romandan çok, çoğunu rüyalarımda gördüğüm ve tasvir etmeyi sevdiğim için bir deftere yazdığım fantastik sahnelerden oluşuyordu. Romanın başında da teşekkürlerimi sunduğum değerli arkadaşım İlknur Gündoğmuş’la varoluş felsefesi ve kişisel yolculuğum üzerine yaptığımız sohbetlerde aldığım notlar da birikimimin parçasıydı.
Bir noktadan sonra bütün bunlardan farklı bir hikâye çıkarma fikri doğdu ve ilk romanım böyle ortaya çıktı.
Özlem Abut Otluoğlu: Anahtar Sensin okuru nasıl bir dünyaya davet ediyor?
Ayşegül Kolca: Roman, varoluşun üst evrelerinde yaşayan bir halk ile Dünya insanının tanışmasını anlatıyor. Hikâye, başkarakter Aya’nın kendi gezegeni Vatana’dan Dünya’ya, Akdeniz kıyısındaki Alanya’ya getirilmesiyle başlıyor. Yetim bir çocuk olarak bırakılan Aya, onu sahiplenen aileyle yeni bir ad ve kimlik kazanarak Zeynep’e dönüşüyor.
Okur onunla yetişkin bir kadın olarak karşılaşıyor; çocukluğuna ilişkin bilgiler ise ilerleyen bölümlerde geriye dönüşlerle veriliyor. Zeynep ve lise arkadaşı Okan’ın yeniden karşılaşmasıyla ikili ilişkiler, aile bağları, kayıplar ve acılar öne çıkıyor.
Zeynep’in duyguların kokusunu alması, ağrıları elleriyle kendine ve toprağa aktarabilmesi, insanların düşüncelerini algılaması ve ruh hâline göre cildinin tonuyla ışığının değişmesi yarattığım mistik dünyanın parçaları arasında yer alıyor. Roman ilerledikçe kişisel dönüşüm, toplumsal düzenin çöküşü ve yeni bir hayata başlama mücadelesi iç içe geçiyor.
Özlem Abut Otluoğlu: İkinci romanınız Oyun’da bu kez nasıl bir dönüşümün peşine düştünüz?
Ayşegül Kolca: Oyun, bir insanın yaşadığı büyük travmanın ardından geçirdiği dönüşümü anlatıyor. Yalnız ve aşırı sert bir ebeveyn olan Fatma’nın kendi hakikatine şahitlik etme süreci gün gün işleniyor.
Anne ve babasını erken yaşta kaybeden Fatma, kendisinden on sekiz yaş küçük kardeşi Kerem’e bakmak zorunda kalıyor ve ona kusursuz biçimde ebeveynlik yaptığını sanıyor. Oysa hiçbir maddi ihtiyacını eksik etmediği kardeşinin en temel ihtiyacını, sevgiyi, gözden kaçırıyor.
Roman boyunca kendine ve en yakınlarına karşı kör olan bir kadının, yaşadığı büyük travma sonucunda dünyayı bütün çıplaklığıyla görmeyi öğrenme sürecini izliyoruz.
“Oyun, kendine ve en yakınlarına karşı kör olan bir kadının dünyayı tüm çıplaklığıyla görmeyi öğrenme sürecini anlatıyor.”

Özlem Abut Otluoğlu: İki romanınızın ortak noktasında nedir, merak ettim.
Ayşegül Kolca: İki romanda da insanın dönüşümü öne çıkıyor. Anahtar Sensin, fantastik bir fonda hepimizin yaşadığı içsel dönüşümlere ayna tutuyor; kişisel hayatı, ilişkileri ve toplumsal çıkmazları bir arada ele alıyor.
Oyun ise büyük bir travmanın ardından insanın kendine ve en yakınlarına dair gerçeklerle yüzleşmesini merkeze alıyor. Biri daha geniş ve mistik bir dünya kurarken diğeri daha kısa, sert ve doğrudan bir yüzleşmeye yöneliyor.
Özlem Abut Otluoğlu: Yazmak için Yazmak Gerek topluluğumuzun misyonu cesaret bulamayan yazar adaylarını yazmaya teşvik etmek. Bu bağlamda yazmaya çalışanlara kendi yolculuğunuzdan nasıl bir öğreti çıkartmalarını arzu edersiniz?
Ayşegül Kolca: Benim yolculuğum hikâyeler uydurmakla, defterlere küçük kurmacalar yazmakla ve şiirle başladı. Çok okumak bu yolculuğun her zaman önemli bir parçası oldu; ama roman yazarken okumanın ötesinde, ayrı ve kapsamlı bir çalışma alanıyla karşılaştım.
Anahtar Sensin dağınık sahnelerden ve sohbet notlarından, Oyun ise bir insanın dönüşümüne odaklanan kısa bir romandan doğdu. Yazının farklı biçimlerde ve farklı zamanlarda birikerek kendi yolunu bulabildiğini deneyimledim.
Özlem Abut Otluoğlu: Romanlarınız Herdem Kitap çatısı altında okurlarınızla buluştu, değil mi?
Ayşegül Kolca: İlk romanım tamamlandıktan sonra bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine Herdem ailesi ile tanıştım. Genel Koordinatörümüz Şebnem Canatalay sayesine her iki kitabımın da yayın süreci keyifli bir şekilde tamamlandı. Sizin aracılığınızla Herdem ailesine buradan bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.
Özlem Abut Otluoğlu: Bizi kırmayıp söyleşiye katıldığınız için teşekkür ederim Ayşegül Hanım. Anahtar Sensin ve Oyun’a okur yolculuklarında başarı diliyorum.
Ayşegül Kolca: Bu güzel sohbette sizinle olmak çok güzeldi. Ben de sizlere teşekkür ediyorum.



Ne güzel bir söyleşi olmuş, ellerinize sağlık, açıkçası gurur duydum
Sevgili meslektaşım (hem öğretmen olarak hem de yazar olarak) yolculuğunuz daim olsun. Kaleminize sağlık.