İçeriğe atla
Email
logo dolma 01
  • ANA SAYFA
  • HAKKIMDA
  • BLOG
  • KURGU METİN ÇÖZÜMLEMELERİ
  • YAZMAK İÇİN YAZMAK GEREK TOPLULUĞU
  • İLETİŞİM
logo dolma 01
Email
  • ANA SAYFA
  • HAKKIMDA
  • BLOG
  • KURGU METİN ÇÖZÜMLEMELERİ
  • YAZMAK İÇİN YAZMAK GEREK TOPLULUĞU
  • İLETİŞİM

İletişim

@ozlem_abut_otluoglu

Instagram Paylaşımlarımdan Kesitler

Okuruna Karakterinin Duygu Durumunu nasıl aktarab Okuruna Karakterinin Duygu Durumunu nasıl aktarabileceğinle ilgili mnik bir tüyom var sana.

Mekân tasvirlerini karakterilerinin iç dünyasını aktarmak için kullanabilirsin.

Karakterin, hikâyenin geçtiği mekanı algılayış şekli iç dünyasındaki dalgalanmalara ayna tutar çünkü insan hangi ruh hâlindeyse çevresini öyle algılar.

Ruh sağlığı yerinde olan biri için yağan yağmur bereket anlamına gelir, yağışın ardından etrafa yayılan toprak kokusu onu tazeler, tabiatın dolayısıyla kendisinin canlandığını hisseder.

Bunalımda olan birisi içinse aynı yağmur, kasvet ve sıkıntı demektir. Toprak kokusu onun için hiçbir anlam ifade etmediği gibi etrafı balçıkla kaplanmıştır; attığı her adımda çamura saplanır.
Mekanı karakterinin onu algılayış biçimi doğrutusunda tasvir edersen duygu durumunu kendiliğinden aktarmış olursun.

Bir roman yazmak istiyor ama nereden başlayacağını bilmiyorsan doğru yerdesin, takipte kal.

#yazmakiçinyazmakgerek #yaratıcıyazarlık
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta peş peşe gerçe Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta peş peşe gerçekleşen ve bizleri derinden sarsan silahlı saldırıların ardından kendimizi sorgulamamız gerekiyor. 

Soru şu? Çocuklar neden hayal güçlerini harekete geçirip ufuklarını açacak kitaplara değil de şiddet içerikli çevrimiçi oyun ve mecralara yöneliyor?

Konunun uzmanı değilim ama yazar ve anneyim. Kahroluyorum ama bunun faydası yok kafayı mesele üzerinde yormam, yormamız lazım.

Ergenlere kitap okumayı sevdirmenin duygusal gelişimlerini destekleyerek şiddet eğilimlerini azaltmada önemli bir rol oynayacağını düşünüyorum. 

Çünkü kitaplar, gençlerin empati kurma becerisini geliştirmekle kalmayıp farklı bakış açılarını anlamalarını da sağlayacaktır. Bu sayede öfke ve streslerini daha sağlıklı yollarla ifade etmeyi öğrenebilirler. 

Bu bağlamda, @sehitomerhalisdemircpal10 müdürü sayın  @vdtmazgal önderliğinde kurulan okul kütüphanesinin açılış törenine davet edildiğimde yaşadığım deneyimi paylaşmak istiyorum. Yazar olarak katıldığım en anlamlı etkinliklerden biri olduğunu ifade etmek isterim.

Liseli gençlerle bir araya gelmek, onlara yazarak ve okuyarak nasıl şifalanabileceğimizi anlatmak, ardından onlarla sohbet edip kitaplarımı paylaşmak bana geleceğimize dair umut aşıladı. 

Zihnimizde yaratıp kendimizi içine hapsettiğimiz duvarları kitap okuyarak nasıl yıkabileceğimizi konuştuk. En güzeli de neydi biliyor musunuz? 

Aramızdaki yaş farkı eridi gitti, aynı dili konuşmaya aynı coşkuyu hissetmeye başladık.

Yeni nesiller kaderlerine terk edilemeyecek kadar değerli. @sehitomerhalisdemircpal10 @vdtmazgal başta olmak üzere okullarına bu kütüphaneyi kazandırmakta emeği geçen herkese teşekkür etmeyi borç biliyorum. Elini taşın altına koyan eğitimcilerimiz iyi ki var.

Büyük Atatürk’ün sözüyle bitirmek istiyorum, söz ettiği terbiye ve irfanı gençlerimize sunmakla yükümlüyüz.

"Gençler! Cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız."
Görselde yazandan başka kelamım yok. Sözün bi Görselde yazandan başka kelamım yok. Sözün bittiği yer...

#kahramanmaraş #şanlıurfa
Kitapların raflardaki yerini alma sürecinde okur Kitapların raflardaki yerini alma sürecinde okurun bilmediği bir perde arkası vardır. Başarıyla kaleme alınmış romanlar sadece yazarın eseri olmayıp büyük bir emek ve dayanışmanın ürünüdür.

Bu bağlamda yakında okurlarımla buluşacak olan  Sekiz Buçuk Metrekare adlı son romanımda emeği geçen yoldaşlarıma teşekkür etmeyi borç biliyorum.

Yazım sürecinin zorlu, inişli çıkışlı anlarında sabrıyla ve sevgisiyle yanımda olan eşim @mimarkemalotluoglu’na bir mimar olarak özellikle romanın gerektirdiği bölümlerinde inşaatla ilgili teknik detaylarda sağladığı değerli katkılar için minnettarım. Attığım her adımda desteğiyle bana güç veren, varlığıyla yolumu aydınlatan oğlum @canatay.design'a ise ayrı bir teşekkür borçluyum.

Bu yolculukta yanımda olan kıymetli kitap dostlarına da şükran duyuyorum. Romanımın ilk değerlendirmesini yaparak bana yol gösteren  @gencoy_sumer'e e ve romanıma kıymetli yorumlarıyla katkı sunan @stephenkingturkey sayfasının yöneticisi @volcanorepublic'a’a içtenlikle teşekkür ederim.

Ve romanımın okurla buluşmasında emeği geçen değerli ekibim… Metnin her aşamasında bilgi birikimi ve titizliğiyle bana eşlik eden, aynı zamanda dostum ve yol arkadaşım olan, romanımın isim annesi redaktörüm @gulnihaldozmen ’e; editörüm Öykü Su Akyüz’e; kitabı yayına hazırlayan @ertugrulozkeskin’e; kapak tasarımıyla eserin ruhunu görselleştiren @umutdworks'e , ve benden desteğini bir an dahi esirgemeyen @herdemkitapyayin'ları Genel Yayın Yönetmeni @sebnemcanatalay ’a, gönülden teşekkür ederim.

Sekiz Buçuk Metrekare, sizlerin katkısıyla hayat buldu.

İyi ki varsınız.
Sevgili arkadaşlar güzel Adana’yı ziyaretimde Sevgili arkadaşlar güzel Adana’yı ziyaretimden  şahane haberlerle döndüm… 

Yazar Sema Soykan ile tanışma şansım oldu, dolu dolu sohbet ettik. Kendisinden  topluluğumuz adına Zoom üzerinden buluşma sözü aldım. Harika, öyle değil mi? 

01.06.2026 tarihinde yazarın ilk romanı Kilit Taşı'nı konuşmak üzere toplanacağız; bu da demek oluyor ki @alfakitap'tan çıkan  #kilittaşı adlı romanı okumak için bol bol zamanınız olacak.

@semasoykan  çok donanımlı ve nazik, ufkumuzu genişletecek bir toplantı olacağını düşünüyorum. Biz yazar ve yazar adayları için bir ilk romanın yazım aşamasından yayımlanmasına kadarki süreci öğrenmemiz açısından ilginç bir toplantı olacağı kesin.

Bizlerin @atolyeayvada 'dan katılacağımız  ÜCRETSİZ toplantımıza katılım sağlamak için yapmanız gereken tek şey bana DM'den ulaşmak.

Daha vakit var ama ben heyecanlanma hakkımı şimdiden kullanmaya başladım bile.

Aşağıya Sema Soykan'ın biyografisinden minik bir özet bırakıyorum.

Bekliyoruz:)

1973 Sinop doğumlu olan Sema Soykan, Çukurova Üniversitesi’nde lisans ve yüksek lisansını tamamlamış; yazar, iş insanı, köşe yazarı ve aktivist kimliğiyle öne çıkmıştır. Kadın, çocuk ve girişimcilik odaklı sivil toplum çalışmalarında aktif rol almakta, toplumsal farkındalık yaratmayı amaçlamaktadır. Yazılarında tarihsel olayları günümüzle ilişkilendirerek okura farklı bakış açıları sunar. Aynı zamanda araştırmacı kimliğiyle kültürel miras, dil ve toplumsal yapı üzerine derinlikli incelemeler yapmaktadır. Soykan’ın Keşke: Bir Köy Enstitüsü Romanı, Adsız Roman: 1864 Çerkes Sürgünü ve Soykırımı, Kilit Taşı ve Öteki Şeylerin Tarih adlı eserleri; tarih, kültür, toplum ve kadın temalarını derinlikli ve etkileyici bir anlatımla ele alır.

#SemaSoykan #KitapKulübü #OkumaÖnerisi #Edebiyat #TürkEdebiyatı #DoğanKitap #alfakitap  #YazmakİçinYazmakGerek #YazarSohbetleri
Karakterin geçmişi, kurgu bir metinde karakterin Karakterin geçmişi, kurgu bir metinde karakterin derinliğini ve inandırıcılığını sağlayan en temel unsurlardan biridir. 

Karakterin geçmişi, onun andaki düşüncelerini, kararlarını ve eylemlerini şekillendirir. Geçmişte yaşadığı olaylar, kurduğu hayaller, yaşadığı travmalar, karakterin hayata dair duruşunu ve içsel çatışmalarını anlamamızı sağlar. 

Böylece karakter bir kurgusal figür olmaktan çıkararak tutarlı, inandırıcı ve katmanlı bir neredeyse gerçek birey haline gelir. 

Okurlar karakterin geçmişini öğrenerek onunla empati kurar, duygu bağını güçlendirir ve karakterin yaşadığı olaylara  anlam yükleyebilir.

Karakterin geçmişindeki olaylar ayrıca anlatının ilerleyen bölümlerinde yaşanacak olaylara dair önemli ipuçları sunar. 

Sözünü ettiğimiz  geçmiş-şimdiki zaman bağı, kurgunun organik ve tutarlı olmasını sağlarken metne derinlik ve katman kazandırır.

Bir roman yazmak istiyor ama nereden başlayacağını bilmiyorsan doğru yerdesin, takipte kal.
Tepe noktası konusuna bu postta da devam edelim, Tepe noktası konusuna bu postta da devam edelim, ne dersin?

Sana tepe kurgu bir metinde tepe noktasını kurulaman için iki alternatif yapıdan söz etmek istiyorum.

✅Freytag Piramidi: Gustav Freytag'ın klasik anlatı yapısını temel alan bu model, beş ana bölümden oluşur: Serim, yükselen eylem, tepe noktası, düşen eylem ve çözüm. Tepe noktası, anlatının zirveye ulaştığı, gerilimin en yoğun olduğu bölümdür. Bu sistem, olayların mantıklı bir şekilde tırmanmasını ve çözülmesini ve bir sonuca bağlanmasını sağlar. Posttaki görsellerde şemasını bulabilirsin.

✅Üç Perdelik Yapı: Bu klasik dramatik yapı, anlatıyı üç ana bölüme böler: Başlangıç (ilk perde), orta (ikinci perde) ve son (üçüncü perde). Tepe noktası ana çatışmanın çözümlendiği ve finale doğru ilk adımın atıldığı noktadır. Posttaki görsellerde şemasını bulabilirsin.

Bir roman yazmak istiyor ama nereden başlayacağını bilmiyorsan doğru yerdesin, takipte kal.😉
Orhan Pamuk’un “dünya edebiyatının en başa Orhan Pamuk’un “dünya edebiyatının en başarılı romanlarından biri” olarak nitelediği, Lev Nikolayeviç Tolstoy’un Anna Karenina’sından anlatı tekniği düzeyinde etkilenmiş olabileceğini düşünüyorum. Benim fikrim tabi, seninle gerekçesini paylaşmak isterim.

Vereceğim iki örnek, romanlarda iletiye atıf tekniğinin tam karşılığı…
Üzerinde konuştuğumuz, 2008 yılında yayımlanan Masumiyet Müzesi’nden başlayalım...

Romanın başlarında verilen bazı küçük ve önemsiz gibi görünen ayrıntıların ilerleyen bölümlerde yaşanacak trajediyi önceden ima ettiğini görüyoruz.

Bu durum Orhan Pamuk’un okuru, bilinçaltını hedef alarak finale hazırlayan güçlü bir ileriye atıf yaptığını gösterir. Finalde Füsun’un trafik kazasında ölmesi, yazarın anlatının erken evresinde verdiği ipuçlarının aslında bilinçli bir atıf olduğunu ortaya koyuyor.

Gelelim, 1877 yılında yayımlanan Tolstoy’un Anna Karenina’sına…

Tolstoy romanda, ileride gerçekleşecek trajediyi erken bir sahnede küçük bir olay aracılığıyla okura sezdirir.

Böylece okur başlangıçta sıradan görünen bir ayrıntının romanın kaderine bağlandığını sonradan fark eder.

Anna Kranina’nın trenle St. Petersburgdan Moskova’ya geldiği gün, yani okurun onunla ile karşılaştığı ilk bölümde tren istasyonunda bir demiryolu işçisi tren altında kalarak ölür.

Anna bu olayı kötü bir alamet olarak yorumlar.

Romanın sonunda Anna’nın da kendini trenin altına atarak intihar etmesi, bu sahnenin güçlü bir ileriye atıf örneği olduğunu gösterir. 

Müthiş öyle değil mi?

İki büyük usta ve bir teknik derken kastettiğim bu benzerliğin aynı ileriye atıf tekniğini bizlerin de yazdığımız romanlarda uygulayabileceğimizi göstermesi açısından kıymetli bir öğreti barındırdığını düşünüyorum.

Bir roman yazmak istiyor ama nereden başlayacağını bilmiyorsan doğru yerdesin, takipte kal.🥰

#AnnaKarenina #MasumiyetMüzesi #YaratıcıYazarlık #orhanpamukkitapları #levtolstoy
logo dolma 01

Özlem Abut Otluoğlu
Yazmak İçin Yazmak Gerek

  • ozlem_abut_otluoglu
  • ozlem_abut_otluoglu
  • yazmakicinyazmakgerek@ozlemabutotluoglu.com