Şiirden öyküye uzanan bir yazma yolculuğunun izleri

Şiirden öyküye uzanan bir yazma yolculuğunun izleri

Yazmak İçin Yazmak Gerek | Yazar Sohbetleri’nde bu kez Nezihat Keret’i ağırlıyoruz. Strese Huzur Aşıladım, Dargın Mutluluk ve Kafa Dengi Ruhlar kitapları üzerine sohbet edeceğimiz bu söyleşide; yazarın anne, şair ve kimya mühendisi kimliklerinin buluştuğu yazma yolculuğunu, öyküyle kurduğu ilişkiyi ve edebiyata bakışını konuşuyoruz.

Özlem Abut Otluoğlu: Sizi tanımak isteyen okurlarımıza kendinizi nasıl anlatırsınız?

Nezihat Keret: Her şeyden önce; ailenin lokomotifi olan, daima yetişecek bir işi bulunan bir anne… Her dizede hayatı sorgulayan, anlatacak öyküsünden çok anlaşılacak hayalleri olan bir şair… Kararlı bir duruş sergileyebilmek için zaman zaman ödün vermiş, karşılığında ilham bulmuş bir kimya mühendisiyim. Belki de beni en iyi anlatan üç kelime bunlar: Anne, Şair, Kimya mühendisi. AŞK…

Profesyonel yaşamımda kalite ve proje yönetimi alanında çalışırken, iç dünyamı edebiyatla ifade etmenin yollarını aradım. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünü de tamamladım. Şiir, öykü ve denemelerim çeşitli dergi ve seçkilerde yayımlandı; iki yıl boyunca köşe yazarlığı ve editörlük yaptım. İlk yazdıklarım, kimseyle paylaşmadığım, defter sayfalarında kalan metinlerdi. Zamanla iç sesim somut hâle geldi; Strese Huzur Aşıladım, Dargın Mutluluk ve Kafa Dengi Ruhlar kitaplarıyla yazının farklı katmanlarında yolculuğumu sürdürdüm.

Özlem Abut Otluoğlu: Ben ilk kıvılcımı merak ediyorum. Ne oldu da, “Yazmalıyım.” dediniz.

Nezihat Keret: Yazmak, benim için bir başlangıçtan çok bir uyanıştı. 90’lı yıllarda elime geçen saman kâğıdına basılmış bir kitapta karşılaştığım, “Bir elimde cımbız / Bir elimde ayna; / Umurunda mı dünya!” dizeleri içimde bana sorduğunuz o kıvılcımı yaktı. Kaleme sarıldım. İlk şiirim “Merhaba” ile aslında dünyaya seslendim. O günden beri yazıyorum; bazen kendime merhem olmak, bazen de hiç tanımadığım birinin yarasına dokunabilmek için.

Özlem Abut Otluoğlu: Sizi üretmeye ve yeni eserler yazmaya iten duygu nedir?

Nezihat Keret: Sanatla profesyonel olarak ilgilenen herkesin içinde bir üretme arzusu olduğuna inanıyorum. Kimisi o sesi susturuyor, kimisi görmezden geliyor. Ben ise susturamayan tarafta kaldım. Belki de henüz yazmadığım eser bu yüzden en kıymetlisi. Çünkü insan yazdıkça fark ediyor; anlatamadıklarının, anlattıklarından daha fazla olduğunu görüyor. Yazmaya dur durak bilmeksizin devam etmemim sebebi biraz bu bilinmezlik sanıyorum.

Yazmak, benim için bir başlangıçtan çok bir uyanıştı.

Özlem Abut Otluoğlu: Peki, öykü desem?

Nezihat Keret: Öyküyle ilişkim, insanı, doğayı ve hayatı gözlemleme merakımdan besleniyor. Yazma isteğimin ardında, hayata hayretle bakabilme telaşı var. Görünenden ziyade görünmeyenle, söylenenden ziyade söylenemeyenle ilgileniyorum. Bazen bir bakış, bir suskunluk, yarım kalmış bir cümle ya da kimsenin üzerinde durmadığı küçük bir ayrıntı zihnimde uzun süre dolaşıyor; sonra o ayrıntının bir hikâyenin kapısını araladığını fark ediyorum.

Özlem Abut Otluoğlu: Yazmaya yeni başlayan kalemdaşlarımıza ışık tutması adına öykü yazarken nasıl bir yol izlediğinizi bizimle paylaşabilir misiniz?

Nezihat Keret: Seve Seve… Çoğu zaman beni önce bir duygu yakalıyor. Hikâyenin nereye varacağını onunla birlikte keşfediyor, bir iskelet kurup ana yönü belirliyorum. Fakat metin bazen kurduğum düzeni altüst edip başka bir yola sapmak istiyor. Ben de kelimelerin beni şaşırtmasına izin veriyorum. Ardından yeniden metnin başına dönüyorum: Parçalıyorum, bölüyorum. Topluyorum, eksiltiyorum. Yazmanın da kendi içinde bir matematiği olduğuna inanıyorum.

Özlem Abut Otluoğlu: Öykünün anlatım olanakları ve yazarın sorumluluğu hakkında neler düşünüyorsunuz?

Nezihat Keret: Öyküyü değerli kılan şeylerden biri de her şeyi söylemek zorunda olmaması. Küçük bir alanda derinleşebiliyor; bazen birkaç dakikanın içine koskoca bir hayat sığabiliyor. Bir mimikten, bir nesneden ya da tek bir cümleden bir insanın geçmişini, kırgınlığını, yalnızlığını sezebiliyorsunuz. Söylenmeyen, bazen söylenen kadar, hatta ondan daha fazla şey anlatabiliyor. Bu nedenle öykülerimi açık uçlu bırakmayı, okurun metindeki boşlukları kendi deneyimiyle tamamlamasına izin vermeyi seviyorum.

Yazdıklarımızın sorumluluğunu taşıyarak üretmeliyiz. Bunun en temel unsuru samimiyet. Okuyucu birçok kusuru affedebilir ama yapaylığı affetmez. Teknik olarak kusursuz bir metin bile içten değilse bir yerinde eksik kalır. Benim için yazarken en büyük sorumluluk, önce kendime karşı dürüst olabilmek.

Yazmanın da kendi içinde bir matematiği olduğuna inanıyorum.

Özlem Abut Otluoğlu: Edebiyat yolculuğunuzda hangi yazarlar ve şairler sizde iz bıraktı?

Nezihat Keret: Beni en çok etkileyen öykülerden biri Yaşar Kemal’in “Kalemler”i. Anton Çehov’un insan ruhuna ve sıradan hayatların bastırılmış duygularına bakışını, Sait Faik’in ise gündelik hayatın küçük ayrıntılarını edebiyata dönüştürmesini çok seviyorum. Halide Edip Adıvar’ın kalemi de benim için kıymetli. Şairler arasında Orhan Veli Kanık ve Cahit Sıtkı Tarancı’nın özel bir yeri var. Ama isimlerden çok hisler etkiliyor beni; içten ve derinlikli yazan herkes bir şekilde iz bırakıyor.

Özlem Abut Otluoğlu: Şu sıralar neler okuyorsunuz ve yazıyla kurduğunuz ilişkiyi nasıl özetlersiniz?

Nezihat Keret: Şu sıralar masamda Puslu Kıtalar Atlası, Çehov’un Altıncı Koğuşu, Şükrü Erbaş’ın Yalnızca Çocuklar Uzaklara Bakar’ı ve Serhan Asker’in Dünyada Görkemli Kentler, Görkemli Hatıralar’ı var. Şiirin ruhumda yeri bambaşka; yazma yolculuğumun ilk adımı şiirdi. Gezi yazıları da bir başka tutkum. Bir şehri yalnızca binalar ve meydanlardan ibaret görmüyorum; kaldırımlara sinmiş hikâyeler, kültürel hafıza ve geçmişten bugüne taşınan miras ilgimi çekiyor.

Sanırım bütün bunların özeti şu: Bir yanda öykü, bir yanda şiir; bir ölçek kelime, üç ölçek merak… Dünyaya biraz daha hayretle bakabilmenin en naif yollarından biri değil de nedir?

Özlem Abut Otluoğlu: Nezihat Hanım, yazma yolculuğunuzu ve edebiyata bakışınızı bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim. Kitaplarınıza yenilerinin eklenmesi ve başarılarınızın artarak devam etmesini diliyorum.

 

“Şiirden öyküye uzanan bir yazma yolculuğunun izleri” için 1 yorum

  1. Nezihat hanım, şiir yolculuğunuz ile ilgili sizi daha önce Özlem hocamın sayesinde izlemiştim.Şiirlerinizi o gün okumuştunuz ve ben şiir yazmaya başladım.Benim için yeriniz çok ayrı sizi canı gönülden kutluyorum başarılar diliyorum 🌸

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir