Merhum Dedeme Mektup
Sekiz yıl oluyor veda edeli ve maalesef bilemediğin üzere şu an İtalya’da Politecnico di Milano Üniversitesinde Master yapıyorum dedem. Burası bana mesleğimle ve yaşamla alakalı henüz bir senede fazlasıyla deneyim kattı. Ancak bana en büyük kazanımı ne tasarım üzerine ne de gezip gördüğüm yerlerin kattığı kültür oldu; en büyük kazanımım çaba, mücadele ve inatçılığın evrenselliğine şahitlik etmem oldu.
İtalya’ya gelirken Türkiye’deki kıymetli hocalarımdan da referans mektupları almıştım ki Politecnico di Milano Üniversitesindeki bir hocamın sosyal medyada hakkımda yaptığı benzer yorumundan tutarlı ve belli bir istikrarı oturttuğumu görebiliyorum. Beni en mutlu eden bu özellikleri hangi konularda sağladığım oldu.
Mektuplarda ortak olarak methedilen becerilerim tasarım metotlarına olan hakimliğim değil tutkum, titizliğim ve enerjim oldu. Toplumda “yetenek” olarak izah edilen çoğu şeyin aslında yanlış ifade edildiğini senelerdir düşünmekteyim. “Yetenek” kavramı, insanların çoğu zaman kontrol edemedikleri ilahi bir güçle ilişkilendirdikleri, aslında ya sahip oldukları ya da olmadıkları bir özellik olarak görülür. Oysa gerçekte “yetenek”, bireylerin beceremedikleri şeylerden kaçarken sığındıkları bir bahane sadece. Dünyada gerçek anlamda “yetenek” olarak adlandırılabilecek eylemlerin büyük kısmı ise aslında kişinin doğuştan sahip olduğu bir lütufla değil, geliştirdiği becerileri sayesinde gerçekleşir ya da gerçekleşmez.
Yetenek kelimesi ne kadar yıkıcı ve hayal kırıcıysa, beceri kelimesi o kadar heyecan ve ümit verici benim için. Ancak bazı beceriler diğerlerinden daha zor kazanılır ve bireyin içsel yolculuğunda sadece kendisinin erişebileceği yerlere gitmesini gerektirir. Bu çok dikenli, ateşten bir yoldur ve çok fazla çaba, mücadele ve enerji talep eder. Ben bu yolu düzenli olarak yürümeye çalışıyorum.
Diyeceğim o ki dedem, becerilerimi sivriltmeye ve yeni beceriler kazanabilmek için o acı yolu kendimden emin adımlarla, derin derin nefes alarak kateteceğime dair kendime sana ve sevdiklerime söz veriyorum. Belki her gün ilerleyemeyeceğim, belki bazı günler hiçbir şey yapamayıp zamanımı heba edeceğim, bilemiyorum şimdi. Bildiğim yılmadan, bıkmadan, usanmadan, kötü geçen günlere inat, başıma ne gelirse gelsin, önümdeki engel ne olursa olsun asla pes etmeyeceğim.
Yetenek ile becerinin ayırımından söz ettim ya, kendimi keşfettim diyebilirim. Benim en büyük becerim asla pes etmemem ve her zaman mücadeleye geri dönecek mental gücü kendimde aramam. Bu bir insanın sahip olabileceği en büyük beceridir. Beceri de insana yaradılışında bahşedilen bir yetenekten öte bir olgu olduğu için yokken kazanılabilir ve kazanılınca geliştirilebilir.
Sana sözüm olsun: Asla ama asla ama asla, asla ve sonsuz defa asla mücadeleye geri dönmemezlik yapmayacağım. Problem varsa mücadele de vardır, önemli olan o mücadeleye göğüs gerecek cesarete sahip olmaktır. Cesur bir yüreğin çözemeyeceği hiçbir problem yoktur dedem.
Emir Canatay – 13 Ekim 2025


👏
Yüreğinize sağlık 👏
Yetenek ve beceri…. Hiç bu kadar detaylı düşünmemiştim. Güzel bir bakış açısı.
Dedeniz sizinle gurur duyuyordur👏👏