Çaresizce
Okuma süresi: 2–3 dakika
Caddede kararsız dolaşırken gözüme rastgele bir vitrindeki özel tasarım kol düğmeleri ilişince mağazaya girip alışverişimi yapıp çıkmam bir oldu.
Eve girdiğimde sıcak şarap hazırladım, bugün kendimi ödüllendirmek istiyordum. Şehrin tüm ışıkları yanıyordu oysa ben ışıkları yakmamıştım. Pencere kenarında şehrin büyüsünü seyrediyor, evlerdeki, trafikteki telaşı izliyordum. Biliyordum kapı çalmayacaktı. Buna rağmen zaman zaman zil çalınıyor gibi algılıyordum. Yanıma kıvrılmış köpeğim Nina bile kapıya bakıp bakıp havlıyordu. Uzun zaman geçmemişti üzerinden ama bana sonsuzluk gibi gelmişti ki.
Onuncu yıldönümümüzdü, çok özenmiştim. Tüm hazırlıklar bitmişti, tek eksik Halil’in gelmesiydi.
Aldığım kol düğmeleri içime sinmişti, onlara bayılacağından emindim. Özenle siyah elbisemi giydim. Annemden yadigâr inci kolyemi taktığımda aynada kendimi ve Halil’i gördüm; dans ediyorduk. Yardımcım Meryem Hanım gelip, “Sizi bir beyefendi görmek istiyor,” diyene kadar bambaşka bir aleme ışınlanmıştık.
Hayret, zilin çaldığını duymamıştım. Kapıdaki adam gaipten gelen bir yolcuyu andırıyordu. Bana, “Vakit geldi. Bu kadar mutluluk yeter. Bunu şova çevirmene izin vermeyeceğim. Yanına hiçbir şey alamazsın.” dedi.
Anladım, beni sevdiğim adama götürecekti. Elim istemsizce boynumdaki inci kolyeye gitti. “Kimsin sen? Ne istiyorsun?” diyecek oldum, inci kolyem çekmemle yere savruldu. Halil’in gömleğine asla takamayacağı kol düğmeleri elimdeydi, yere saçılan inci taneleri gibi çaresizce.
Behiye Turgut – Şubat 2026
Editör: Özlem Abut Otluoğlu


Çok dokunaklı bir öykü.
Kaleminiz daim olsun
Hikaye küçürek, duygular net🤍Kaleminize sağlık Behiye hanım.
👏
👏👏👏