KATMERLİ KÖY
Taze pişen katmer ve yeni demlenmiş tavşankanı çaylar… Bu kadar kalabalık olacağını ben de tahmin etmedim. Süheyla Nene ne de vakur bir duruş sergiliyor derken, “Nene nene ben bunu yemek istemiyem, ben datlı isteyem.” diyerek içeri giren Hasan’ı gördüm.
Hasan henüz beş yaşında. Babasını bugün toprağa verdiler. O, oyunlarını oynamaya devam ederken içeride boylu boyunca kefenlenmiş yatan babasına anlam bulmaya çalışıyordu. Birkaç kez gelip baktı, kefenin üzerindeki bıçağa dokunmaya çalıştı ama müsaade etmediler.
Annesi, nenesi, amcalar, dayılar, yeğenler… Herkes ağlıyordu. Hasan sanki o hüznü dağıtmak istercesine yüksek sesler çıkartıp sürekli bir şeyler istiyordu.
Bazen hüzün sabitleştirir insanı, dona kalırsın. Adeta tüm uzuvlar demirlenmiş ve kan çekilmiş gibi olur. O an belki bir an’a belki de bir anıya saplanıp kalıyor insan. Kim bilir?
Cenaze defninden sonra evin içi az daha hareketlenmişti. Benim en çok dikkatimi çeken de onca acısına, can yangısına rağmen sürekli ortalarda gezinip ikramda bulunan Süheyla Nine oldu.
Süheyla Nine ve Hasan arasında da çok farklı bir bağ vardı. Hasan, Süheyla Nine’nin gencecik yaşta şehit verdiği ortanca oğlunun adını taşıyordu. Ayağında çamurlu lacivert naylon ayakkabılarıyla avluda koşuşturuyor, kendini uçak yapıyor; arada nineye sesleniyordu;
“Nene Neneeee bak ben uvvuuuuhhh oldum. Kanadım bilem neyim var Neneeee!”
“Görüyom ya benim Hasan’ım, görüyom ya nenesinin guzusuuu.”
Hafif bir tebessüm ve buğulu gözlerle bunları söylerken Süheyla Nine, taziyeye gelenlere bir yandan çay doldurmaya devam ediyordu.
İçimden, “Bu çay doldurmak eyleminden çok daha farklı bir şey.” diye geçirdim. Haklı da çıktım. Tepsinin kenarına şıp şıp damlayan gözyaşlarını görünce, “Nasıl ya nasıl! Bunu kendine niye yapıyorsun be ninem. Bırak çayı bilmem neyi. Geç içeri, ağla, haykırır, bağır, dağla göğsünü, çıkar yasını. Yapma, yapma bunu kendine!” diye kafamda deli monologlar akmaya başladı…
Ve daha fazla tutamadım kendimi. Neslihan’a dönüp, “Ayy, Allah aşkına Neslihan, mahvoldum ya. Ne bu şimdi? Abi bu katmer mevzusu çay filan nedir? Ben de pilava karabiber isteyenlere gıcık oluyordum. Denk geldiğim muhabbete bak ya.” diye söylendim. Evet bunları dedim. Çünkü bana saçma sapan geldi. Bu saçma sapan ikilemesi de benim savunma mekanizmam. Olay tuzdu şekerdi değil, yandı içim ninenin o duruşuna. Ama ne yapayım? İçimdeki isyanı dışarıya böyle yansıtıyorum.
“Çok etkilendin sen Tuğçe. Hay Allah! Senin iş de kaldı. Ama şimdi foto moto diyemem millete. Kalkalım biz.” diye fısıldadı Neslihan.
Tam çayıma şeker atacaktım ki bir çimdikledi beni, meğerse cenaze evinde çaya şeker konulmazmış. Eeeee şeker kavanozuyla gelindi yanıma. E zaten amaç oymuş. Taziyeye gelenler “Ağzımın tadı yok.” deyip şeker almaz böylelikle acıyı paylaşırlarmış. Sonra aklıma Hasan’ın tatlı istediği ve ısrarla ona tatlı verilmediği geldi. Hmmm meğer bundanmış.
Bizim araştırma fotoları da yalan oldu ya. Neyse artık başka bir alan belirleyeceğim kendime. Mümkünse gideceğim gün de kimse ölmüş filan olmasın lütfen…
Aaaa! Bir dakika, bir dakika… Hasan köşede reçelli ekmek yiyor. Nasıl ya? Farkında olmadan sesli söylemişim, “Kim verdi çocuğa bu tatlı ekmeği?”
“Ben vidim guzuuum. O cocuk dağa anneeem… Baban vidi Hasan’ım. ‘Hasan yisin goca gidi adam ossuun. Anasına, nenesine bahsın, ben epey ırak yola gettim. Allah biliy ne zaman dönerim. Ev önce Allah’a sonra Hasan’ıma emanet anaaam’ dedi babacığı.” diyerek; bana ağzıyla sus işareti yapıp, çayları doldurmaya devam etti Süheyla Nine.
Arkamı dönüp gitmeden önce çaktırmadan Süheyla Nene’nin de fotoğrafını çektim. Fotoğrafta tüm duygular resmedilmiş gibiydi. Yaptığı taze katmer bende katmerlenmiş bir acı uyandırırken tavşan kanı çay, her şeye rağmen hayat devam ediyor diyebilen bir annenin içine akıttığı kanlı gözyaşlarına dönüşmüştü. Vay beeee!
GÖKÇE ER – Aralık 2025
Editör: Özlem Abut Otluoğlu
Redaktör: Gülnihal Özmen


Katmerin kokusunu burnumda, Süheyla Nene’nin acısını yüreğimde hissettim .
O neneye sarılıp kucaklamak istedim.
Duygu yüklü hikaye olmuş. Emeğine kalemine sağlık.
Canım benim çok teşekkür ediyorum Serapcığım. Hislerin benim için çok kıymetli🙏🌺
Babam aklıma geldi içim sızlayarak okudum eline kalemine sağlık
Teşekkür ederim Alev Hanım 🌺
Gökçecim kaleminize sağlık çok begendim. Okurken yaşattın ve hissettirdin.
Çok teşekkür ederim Elifciğim🙏
Emeğine kalemine sağlık arkadaşım.
Teşekkür ederim Gamzeciğim 🙏
Betimlemeler çok güzel ifade edilmiş. Hikayeyi okurken olayların içindeymişim gibi hissettim. Kaleminize sağlık 🌱
Çok teşekkür ederim Emin Bey🙏
Kalbimize dokundun. Emeğine kalemine sağlık Gökçe cim.
Teşekkür ediyorum Gökçeciğim🌺
Sessiz bir yasın en gür anlatımı.Bu kadar incelikli bir gözle bakabilmek çok özel.Her satırında acının kültüre,suskunluğa ve merhamete nasıl dönüştüğünü İliklerime kadar hissettim.Kaleminize sağlık canım hocam 🙏🏼❤️
Ne kadar güzel anlamlandırmışsın Gözdeciğim🙏 Çok teşekkür ederim.
Kaleminize sağlık.
Teşekkür ederim mehtap hanım🙏
Çok teşekkürler Mehtap Hanım🌺
Öncelikle kalemine sağlık Gökçe,kısa bir hikayelendirmeyle büyük özetlemişsin ayrıntıları detaylar hikaye akışını tamamlıyor eline emeğine sağlık..
Çok teşekkür ederim Süreyya🙏
Çok duygu yüklü bir öykü. Karakterler sanki yanı başımda gibi hissetim. Öyle gerçek ve samimi. Kaleminize sağlık. 🙂
Çok güzel anlatmışsınız . Tebrikler
Teşekkür ederim Rafiye hanım 🙏
Ay çocukluğuma gittim ya
Duygusu içime işledi. Ninem hiç olmadı. Bu kısacık anlatım da bile sanki benim nenemmis gibi hissettim. Tavsankani çay ve katmer, şekersiz çay ne güzel tasvir edilmiş.
Yüreğine kalemine sağlık