Sizden Gelen Öyküler

En Güvenli Yer

Ben, henüz kim olduğumu, nereden geldiğimi, nereye gideceğimi bilmiyorum. Ama bildiğim tek şey, şu an en güvenli yerde olduğum.
Burası çok karanlık, ama hiç korkutucu değil. Öyle yumuşak öyle sıcak bir yer ki burası sanki biri beni battaniye ile sıcacık sarmalıyor. Boğuk, dalga dalga gelen uğultulu bir ses duyuyorum bazen.

İşittiğim ses annemin kalp atışları.

Bazen de dışarıdan rüzgârın kavaklara çarptığındaki o hışırtı sesi geliyor kulağıma. Sanki biri bir şarkı söylüyor da rüzgâr onu bana getiriyor.

Bazen annemle babam benimle konuşuyorlar. Diyorlar ki “Yakında bizim yanımıza geleceksin. Seni çok seviyor, merak ediyoruz.”

Ben de onlara annemin karnını tekmeleyerek diyorum ki,
“Ben burada çok mutluyum ama. Burada acı yok gam yok, tasa yok, hüzün yok, ayrılık yok. Güvendeyim. Sonsuza kadar burada kalabilirim.”
Sanırım doğduktan sonra burayı çok özleyeceğim.

Bir gün annemin çığlıkları ile birlikte hastaneye gittik. O an anladım, güvenli yuvamdan ayrılıyorum.

Şaşkınım…

Dünyaya geldiğimde bir an her şey değişti. Annemin karnından koparıldığımda nasıl üşüdüm anlatamam, iliklerime kadar. Dondum resmen. Hele o karanlık tünelden çıkış anım yok mu? Bir ışık vurdu yüzüme, ah! Gözlerim kamaştı. Sesler duymaya başladım. Bir sürü yabancı ses, bir sürü gürültü. Ürküp ağlamaya başladım. Avazım çıktığı kadar haykırıyordum. Annemin karnına geri götürün diye olanca gücümle bağırdığımı anlamadılar ki.

Zamanla alışmaya başladım. Annem beni göğsüne aldığında yine aynı kavak ağaçlarının hışırtısını işitiyordum. Kısa buluşmalardı bunlar çünkü annemin karnında değildim artık. Büyülü dedikleri dünyaya doğmuştum.

Birden herkes bir telaş içine girdi. Herkes bağrışıyor. Ağlama sesleri, feryat figan ediyor. İnsanlar oradan oraya koşuşturuyor. Ne olduğunu anlayamadım. Sonra duydum ki annem gitmiş. Beni bırakıp gitmiş. Beni bu koskoca korkunç dünyada yalnız bırakıp gitmiş. Böğürüm parçalanırcasına ağladım, avazım çıktığı kadar, susmak bilmedim.

Ama büyümek zorundaydım. Büyüdüm de…

Annemin yokluğunu hissettirmemeye çalıştılar. Ama nafile, hissedilmez mi hiç? Her gün annesizliği hissetmek o kadar berbat bir duyguydu ki.

Okula gitmeye başladım. Herkesin yanında hem annesi hem babası vardı. Biri bir elinden tutmuş, öteki diğer elinden. Ne kadar mesutlardı. Benim bir yanımsa her zaman eksikti. Bana sarılan, beni koruyup kollayan bir annem yoktu ki yanımda. Hiç unutmuyorum… Bir gün bahçede körebe oynuyorduk komşu çocuklarla. Çocuklardan biri yere düştü, dizi kanadı. Ağlamaya başladı. O an annesi çıkageldi. Annesi onu yerden kaldırıp geçti yavrum diyerek öptüğü an, annesizlik yüreğime bir ok gibi saplanmıştı.

Büyüdükçe anladım. Hayat o kadar zor ki. Çok bunaldığım zaman, bahçedeki kavak ağacının altına gider dibine oturup yaprakların hışırtısını dinlerim. Bana annemi hatırlatır, rahmindeyken kulağıma çalınan sesi anımsarım.

Her başım sıkıştığında kendimi annemin karnındaymış gibi hissetmek için buraya gelirim. Böyle zamanlarda rüzgâr bana fısıldar, o annemin sesidir bilirim.
“Dayan yavrum, dayan.”


Gel zaman git zaman, epey yaş aldım. Dünya bana sanki sen artık çok yoruldun deyip duruyor. Benimse bir tek istediğim şey var. O da annemin yanına dönmek, ona kavuşabilmek.

Bizimkilere vasiyetimi açıklayacağımı söyledim. Herkes şaşırıp kaldı. Ne diyeceğimi merak ediyorlardı, kime ne mal bırakacağımı. Oysa benim aklımda sadece annem vardı. Vasiyetimi açıkladığımda şok geçirdiler. Vaziyetim annemin üzerine gömülmekti sadece. Gerisi umurumda bile değildi.


Ve koskoca ışıltılı, şaşalı, büyülü dünyaya veda zamanı gelmişti artık.

Öldüm! Beni bir tabutun içine koydular. Cenaze namazım kılındı. İşte sonunda…
Sonunda annemin yanına gidiyorum. Evet sonunda annemin yanındaydım. Sandığım kadar zorlu bir yol değildi.

Rüzgârın kavak ağacını okşadığı zamanki çıkardığı ses yanı başımdan geliyordu.

“Hoş geldin yavrum. Ben de seni bekliyordum.”

Artık en huzur bulduğum yerdeyim.
Güvendeyim.


Funda Korkman, Aralık 2025

 

Editör: Özlem Abut Otluoğlu
Redaktör: Gülnihal Özmen

“Sizden Gelen Öyküler” için 14 yorum

    1. Dilek Savaş Dincer

      “Büyümek zorundayım,büyüdümde” Her birimizin yaşadığı duyguları çok güzel bir dille anlatmışsın Fundacığım👏Eline,kalemine sağlık🍀😍

  1. Çok dokunaklı ve samimi bir öyküydü. Anlatım akıcı, duygusu cok gercekci ve hiç yapay değil. Özellikle sonu insanın içini sessizce sızlatıyor. Kaleminize saglik.

  2. “Ama büyümek zorundaydım. Büyüdüm de…”

    Ah be Funda Hanım, ne yaptınız siz böyle. Yürek sızı gibiydi okuduklarım. Kaleminize sağlık.

  3. İpek Türkmen

    Çok çok çok güzel bir öykü. Oldukça dokunaklı ve olayın içine alan bir anlatım tarzıyla harika bir çalışma olmuş. İnsan okurken hem sonunu merak ediyor, hemde sona gelmek istemiyor, öykü hiç bitmesin diye. Tebrik ederim. Kaleminize sağlık.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir