Absürt Üslupta Zamansız Bir Öykü

Nikolay Vasilyeviç Gogol “Burun” Adlı Öyküsü Üzerine:

Absürt Üslup Üzerinden Gerçeklik, Kimliğin Çöküşü ve Yazarlık Açısından Önemli Bir Metin

Nikolay Vasilyeviç Gogol, dünya edebiyatına absürt anlatının kapılarını aralayan isimlerden biridir. Burun adlı öyküsü de bu çizginin en parlak örneklerinden biri olarak kendi dönemini aşan bir mizah anlayışıyla günümüze kadar taşınmıştır.

İlk bakışta tuhaf ve neredeyse çocukça görünen, kelimenin tam anlamıyla absürt kurgusu  berber İvan Yakovleviç bir sabah, kahvaltı için kestiği  ekmeğin içinden bir burunun çıkmasıyla başlar. Kimin burnu olduğunu anlamaya çalışır, korkuya kapılır, polise gitmeye cesaret edemez ve burnundan kurtulmak için onu gizlice Neva Nehri’ne atmaya çalışır. İşler buradan sonra sarpa sarar.

Gogol Burun adlı öyküsüyle en beklenmedik anlatı malzemesini toplumsal eleştirinin, kimlik çözümlemesinin ve insan psikolojisinin derinliklerine inmeyi sağlayan bir araca dönüştürüyor. Bana göre dahiyane.

Öyküyü analitik bir gözle okuduğumda bana ilginç gelen detayları senin için yazımda derlemeye çalışacağım.


Burun neyi anlatır ama aslında neyi anlatmak ister?

Bir memurun burnunu kaybetmesi ilk bakışta absürt bir olay gibi görünse de Gogol bu tuhaflığın gerisine çok daha keskin bir toplumsal gözlem yerleştirir. Kovalyov’un paniğinin nedeni bedenindeki eksilme değil, statüsünün tehdit altına girmesidir. Sosyal statüsünü, görünürlüğünü ve saygınlığını belirleyen şeyin kendi karakteri değil, üzerinde taşıdığı rütbesi ve görünüşü olduğunu düşündüğü için ne yapacağını şaşırır.

Dahası burnun kendisinden daha yüksek bir rütbeye bürünüp şehirde dolaşması, eleştirinin dozunu artıran ironik bir detaydır. Gogol, sınıf sisteminin yapaylığını büyük bir ustalıkla ortaya koyar. Bir memurun burnu bile uygun kıyafet ve makam izlenimi kazandığında, sahibinden daha fazla saygı görebilir. Bu durum okura dönemin Rusya’sında bireyin öz değerinin içsel bir temele değil, tamamen dışarıdan ona kodlanan sembollere dayandırıldığını aktarır.

Öykünün anlattığı şey basit bir kayıp vakası değildir; kimliğin toplum karşısında nasıl inşa edildiğine dair derin bir sorgulamadır. Kovalyov’un yaşadığı korku, bedenindeki eksikliğe değil, toplumun onu artık “ciddiye almama”  ihtimaline yöneliktir. Saygınlığını sağlayan şeyin karakteri değil,  unvanları olduğunu anlaması öykünün ana temasını diğer bir deyişle çatısını oluşturur.

Gogol’ün başarısı bu eleştiriyi hiçbir didaktik tavra kaymadan mizahi ve absürt bir üslupla aktarmasında yatar. Bana göre öykü bu nedenle ziyadesiyle komik ama bir o kadar da rahatsız edici.


Büyülü Gerçeklik Akımının Öncüsü Olarak Gogol’un Absürdist Üslubu

Gogol’ün absürdist üslubunu anlamanın en kolay yolu, onun gerçeğin kapısını kapatıp hayalin kapısından içeri girmesi değildir; tam tersine, gerçekle hayalin birbirine sızdığı sınır çizgisini bir oyun alanına çevirmesidir. Burun adlı öykünün bu anlamda mantıksız gibi görünen olay örgüsünün ötesinde mantığın sınırlarını genişleten bir metin olduğunu düşünüyorum.

Absürdist uslubun temel işlevi burada devreye girer: Okuru sarsmak, uyandırmak ve düşündürmek. Gogol’de absürtlük keyfi bir tuhaflık değil, toplumsal yapının kendisinin ne kadar akıl dışı olduğunu gösteren bir aynadır.

Tam da bu nedenle modern eleştirmenlerin bir bölümü Gogol’ü büyülü gerçekçiliğin öncüllerinden biri olarak konumlandırır. Örneğin “Multidimensional View of Magical Realism in Russian Literature” başlıklı akademik çalışmada, Gogol’ün özellikle Burun ve Portre öykülerinde gerçekçi yaşam sahnelerini açıklanmayan fantastik öğelerle birleştirerek daha sonra Latin Amerika’da gelişecek büyülü gerçekçilik anlayışının “erken biçimini” kurduğu vurgulanır.

Benzer biçimde, Stanton ve Hardy’nin “Magical Realism in the Tales of Nikolai Gogol” incelemesi, Gogol’ün fantastik olayları gündelik hayatın bir parçasıymış gibi sunmasının, büyülü gerçekçilikteki temel yaklaşımın habercisi olduğunu savunur.

Bir başka çalışmada, Joseph Patrick Pascale’in Gogol üzerine kaleme aldığı değerlendirmede, Burun öyküsü “prototipik büyülü gerçekçi anlatı” olarak tanımlanır ve olağanüstülüğün karakterler tarafından hiçbir şaşkınlık ya da açıklama ihtiyacı olmadan kabul edilmesinin büyülü gerçeklikle birebir örtüştüğü belirtilir.

Bu üç görüşün ortak noktasına bakalım. Fantastik unsur, gerçeği maskelemek için değil, gerçeğin görünmeyen tarafını büyüteç altına almak için vardır. Karakterlerin olağanüstü duruma verdiği sıradan tepkiler, okuru hikâyenin tuhaflığıyla değil kendi yaşamının tuhaflığıyla yüzleştirir. Bu da Burun adlı öyküyü salt absürt bir metin olmaktan çıkarır; büyülü gerçekçiliğin henüz adı konulmamış ilk çıkış noktalarından biri haline getirir.


Yazar Adaylarının Bu Öyküden Edineceği Öğretiler

Gogol’ün Burun öyküsü, yüzeyde absürt bir olay örgüsü sunsa da yazar adayları için teknik açıdan son derece zengin bir öğreti sunar. Yazar ve yazar adaylarının metni sırf tuhaf bir hikâye olarak okumaktan kaçınması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Burun’un anlatının sınırlarını genişleten ve biz yazar ve yazar adaylarına olağan ile olağanüstü arasında özgürce dolaşma cesareti veren güçlü bir yapısı var.

İlk ve en önemli öğreti, olağanüstülüğün sıradan bir dille aktarılmasının etkisi. Gogol, burnun ekmeğin içinden çıkmasını ya da şehirde memur kılığında gezmesini okura özel bir hazırlıkla sunmaz; sanki hayatın doğal akışına aitmiş gibi anlatır. Bu teknik, fantastik unsuru parlatmak yerine normalleştirerek okurun şaşkınlığını arttırır. Burada yazar adayları için absürt üslubu etkin bir şekilde nasıl kullanabileceklerine dair önemli bir öğreti var.

Bir diğer önemli nokta, karakter psikolojisinin olaydan daha belirleyici oluşudur. Kovalyov’un asıl kaygısı, burnunun kaybolması değil, statüsünün sarsılma ihtimalidir. Yazar ve yazar adayları için bu, dışsal olayların ancak içsel çatışmayla birleştiğinde güçlü bir dramatik etki yarattığını gösteren kusursuz bir örnektir.

Gogol’un Burun adlı öyküsü ayrıca nesnelerin karakter haline getirilmesi konusunda da örnek teşkil eder. Burnun bağımsız bir figür gibi davranması, sembolik anlatımın ne kadar yaratıcı ve çarpıcı kullanılabileceğini gösterir.


Burun Öyküsü 200 Yıl Önce Yazılmasına Rağmen Hâlâ Güncelliğini Koruyor

Gogol’ün Burun adlı öyküsü, yazıldığı 19. yüzyıldan bugüne uzanan şaşırtıcı bir canlılığa sahip. Bunun temel nedeni, öykünün yalnızca dönemin bürokratik yapısını hicvetmesi değil; insan davranışının, kimlik duygusunun ve statü arayışının evrenselliğini yansıtması. Değişen sadece zamanın koşulları; bireyin görünür olma, değer görme ve kabul edilme arzusu ise bugün hâlâ aynı yoğunlukla varlığını sürdürüyor.

Öykünün güncelliğini korumasının en önemli nedenlerinden biri, statü takıntısının modern toplumlarda da merkezde olması. Kovalyov’un burnunu kaybettiği anda yaşadığı panik, yukarıda da değindiğim gibi fiziksel bir kaybın değil, statüsünü kaybetmesinin yarattığı korku. Bugün de bireyler iş unvanları, sosyal medya görünürlükleri, mesleki başarıları ya da toplumsal etiketleri üzerinden değer görmeye çalışıyor. Bu nedenle Burun, çağımızdaki kimlik kırılganlığını şaşırtıcı bir doğrulukla yansıtıyor.

Gogol, Burun aracılığı ile bürokrasinin absürtlüğünü de ele alıyor. Gogol’ün alay ettiği hantal yapı, günümüzde hâlâ varlığını koruyan, çoğu zaman mantık dışı işleyen kurumları çağrıştırır. Yetki–sorumluluk dengesini kaybetmiş görevler, işlevsiz prosedürler, bir imzanın peşinde koşturan bireyler… Tanıdık geldi mi?

Bir başka güncel yön, kimlik ile görünüş arasındaki gerilimi açığa çıkarmasıdır. Kovalyov’un değerinin, karakterinden ziyade üzerinde taşıdığı sembolik göstergelerle ölçülmesi, günümüzün dış görünüş ve imaj odaklı kültüründe güçlü bir yankı bulur.

Umarım senin için faydalı bir yazı olmuştur.

Görüşmek üzere,

Özlem Abut Otluoğlu – Aralık 2025

“Absürt Üslupta Zamansız Bir Öykü” için 4 yorum

  1. Özlem Hocam. Gogol’un ‘Burun’ adlı öyküsü statü ve insanın onaylanma ve beğenilme ihtiyacını ne güzel ele alıyor. Sizin bu inceleme yazınız da çok öğretici olmuş. Teşekkürler.
    Sizin de üzerinde durduğunuz gibi, Gogol çok önemli bir yazar. Dostoyevski “Hepimiz Gogol’un ‘Palto’sundan çıktık.” Sözünü boşuna sarf etmemiştir.
    Kaleminize sağlık.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir