ESKİ BENE VEDA
Derya dersin başlamasını beklerken kantinde içtiği kahvesinden bir yudum aldı, köpüğünde kalbe benzer bir şekil gördü. Bunun bir işaret olduğuna, katıldığı kursun ona iyi geleceğini düşündü.
“Günaydın Derya. Yine erkencisin.”
“Ah, geldin mi Ebrucuğum? Günaydın. Ders kaçta başlayacaktı?”
“Dokuz buçuktaydı ders ama hoca gelmemiş galiba. Sınıfın kapısı kilitliymiş.”
O sırada güvenlik görevlisi kantine girerek hocanın geldiğini haber verdi. Derya “Haydi bakalım Derya yeni bir eğitim, yeni bilgiler ve yeni bir ortam.” diye içinden geçirerek eşyalarını özenle toplayıp sınıfa geçti.
Sınıfa girdiğinde eğitmeni daha iyi takip edip, konuyu daha iyi kavrayabilmek için ön sıraya oturdu. Hem kapıya olan mesafeyi hem tahtaya olan yakınlığı da hesaba katmıştı. Defterini, kalemini ve suyunu masanın üzerine yerleştirdi. Ders başlamadan telefonunu sessize almayı da ihmal etmedi. Ebru da sınıfa gelmişti.
“Arka taraf daha rahat.” diyen Ebru gülümseyerek arka sıralardan birine oturdu.
Derya pek küçük olan sınıfı gözlemlemeye başladı. “Herhalde öğrenci sayısı az olduğu için bu sınıfı vermişler.” diye düşündü. Sıralar tek sıra halinde, beş altı kişinin beraber oturabileceği şekilde düzenlenmişti.
Sınıf yavaş yavaş dolmaya başlıyordu. Gelenler “Günaydın.” diyerek içeriye girerken, Derya da gülümseyerek kâh “Günaydın.” diyerek kâh karşılık veriyor kâh tebessüm ediyordu. Birkaç kişi daha geldikten sonra içeriye hafif kır saçlı, uzunca boylu genç bir adam girdi.
“Merhaba, Ege ben. Yanınızdaki koltuk boş mu?” dedikten sonra Derya çantasını koymuş olduğu sandalyeyi hemen boşalttı. Ege de sakince Derya’nın yanına oturdu.
Ardından içeriye giren eğitmen tahtaya adını yazarak kendini tanıtmaya başladı.
“Merhaba arkadaşlar adım Cihan Yıldırım. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesinden mezunum. Mesleğe ilk olarak kamera arkasında staj yaptığım ve sonrasında sunuculukla devam ettiğim özel bir televizyon kanalında başladım. Daha sonra eğitmenlik maceram başladı. Haydi bakalım şimdi sıra sizde. Sizler bu zamana kadar neler yaptınız? Nerede çalıştınız ya da çalışıyorsunuz? Biraz kendinizden bahsedin. Ben de sizleri tanımak isterim. Bu sefer önce arka sıradan başlayalım, bir değişiklik olsun, hep ön sıradan başlarız ya.” dedikten sonra Ebru ile Derya sınıfa girdiklerindeki konuşmalarını hatırlayıp birbirlerine bakıp gülüştüler.
Katılımcılar kendilerini tanıtmaya başladı. Bu sırada Derya kendini nasıl ifade edebileceğini planlıyordu. Defterine bir şeyler karaladı. Sıra Ege’ye geldiğinde genç adam kendinden özgüvenle söz etmeye başladı. Derya ona bakmıyordu ama onu dikkatle dinliyordu çünkü Ege’nin ses tonundan etkilenmişti. Anlatımından kendinden emin biri olduğu çıkarımını yapmıştı. Sıra ona geldiğinde her yeni eğitimin ilk gününde olduğu gibi yine bir heyecan kaplamıştı içini. Kendini toparlayıp söze başladı…
“Merhaba adım Derya Karaca. Kahve sektöründeyim. Kahve ürünlerinin satış ve dağıtımı ile ilgileniyorum. Yıllar içinde kişisel gelişimime katkı sağlamak ve işim gereği müşterilerle doğru iletişim kurmak için birçok eğitime katıldım. Fakat gözlemlerime göre doğru iletişim için önce kendimizi tanımamız gerekiyor.”
Sınıftan sesler yükselmeye başladı. Katılımcılardan bazıları “Doğru söylüyor.” diye atıldılar.
Hoca, “Arkadaşlar sessiz olalım lütfen. Arkadaşımızı dinleyelim. Devam edin lütfen.” diyerek Derya’ya konuşmaya devam etmesini işaret etti.
“Bu eğitime hem kendimi daha iyi tanımak hem de işimde, sosyal yaşamımda ve özel hayatımda daha verimli olabilmek için katıldım.”
Hocanın Derya’ya teşekkür etmesiyle teneffüs zili çaldı.
“Arkadaşlar aramız 20 dakika. Süre bitiminde sınıfta olalım lütfen.” dedi eğitmen.
O çıktıktan sonra Ebru Derya’nın yanına geldi, Ege sınıftan çıkmıştı.
“Derya haydi gel bir şeyler yiyelim. Ben sabah kahvaltı etmeden çıktım.”
“Ben kahvaltımı yapmıştım ama sana kahvemle eşlik ederim.” dedi Derya. Sınıftan çıktılar, Ebru kantinde satılan sandviçlerden birini aldı. Derya da kahvesinin yanında ağız tadı olsun diye çikolata satın aldı.
Sınıftaki herkes dışarıya çıkmıştı. Ebru Derya’ya, “Bahçeye çıkalım mı? Yeni arkadaşlarla da sohbet ederiz.” dedi. Derya başını salladı. Bahçede kimi Ege gibi sigara içiyor, kimi elindeki kahvesini yudumluyor, kimisi de bir şeyler atıştırıyordu. Sınıftakiler birbiriyle konuşuyor, birbirini tanımaya çalışıyorlardı.
Mola bittiğinde herkes sınıfa girdi ve yerlerine oturduktan sonra Ege usulca Derya’ya, “Kahveniz mis gibi koktu, imrendim. Haftaya gelirken sipariş versem bana bir paket getirir misiniz” dedi.
Derya’nın soğuk yüz ifadesi gülümsemesiyle aydınlanmıştı. Nazikçe, “İçtiğim bizim kahvelerden değil kantinden aldım ama tabi ki getiririm.” diye karşılık verdi.
O akşam Derya eve geldiğinde içinde tarif edemediği, tuhaf bir his vardı. Daha önce hiç yaşamadığı, içini ısıtan bir duyguya kapılmıştı. Olup bitenleri anlamlandıramıyordu ama keyfi yerindeydi.
O gün yatmadan günlüğüne şu notu düştü:
Hayat sanki yeni bir kapı aralıyor benim için. 🙂
***
Derya erkeklerle ilişkilerinde yaşadığı hayal kırıklıkları nedeniyle yüreğinin etrafına ördüğü kozanın içine saklanmıştı. Yıllardır bir ilişkiye girmemek için sessiz bir yemin etmişti sanki ancak Ege’yle ilk karşılaşmalarından beri hissettikleri onu güvenli alanından çıkmaya zorluyordu.
İki hafta sonrasıydı… Ders sırasında, Ege’nin konuyla ilgili yaptığı espriye istemsizce gülümsedi. Karşı koymaya çalışsa da ondan giderek daha fazla etkileniyordu. Henüz adını koymadığı bir duyguya teslim olmuş, genç adama karşı içten içe bir merak ve ilgi duymaya başlamıştı. “Ne oluyor bana?” diye geçirdi içinden. Artık sınıfa her girdiğinde, Ege’yi arar olmuştu gözleri. Anlattıklarını dikkatle dinliyor, onunla ilgili her şeyi zihnine işliyordu. Yakından tanımak istiyordu onu. Yıllardır içinde susturduğu duygular, küçük bir kıvılcımla kalbinin kapısını aralamıştı.
Ders bittiğinde eşyalarını toplayıp sınıftan çıktığında Ege’nin arkasından seslendiğini duydu.
“Derya Hanım isterseniz gideceğiniz yere kadar eşlik edebilirim. Malum ders uzadı, hava karardı iyice.”
Derya durdu, düşündü eskiden olsa teşekkür eder, yoluna devam ederdi. Oysa bu sefer durum farklıydı. Gülümsedi ve “Olur.” dedi.
Yürümeye başladılar. Hava serindi, sokak lambaları yeni yanmıştı. Derya’nın kalbiyse, uzun zamandır hissetmediği şekilde atıyordu.
Sessizliği Ege bozdu. “İki haftadır her derste öyle detaylı not alıyorsunuz ki… Benim beceremediğim bir şey bu.” dedi gülümseyerek.
“Dersten bu şekilde daha çok verim alıyorum.”
Ege başını salladı.
“Asıl hüner burada işte. Dikkatli dinlemek, insanların unuttuğu bir şey artık. Herkes konuşmaya can atıyor ama dinlemeyi kimse bilmiyor.”
“Belki de dinlemek, anlamaya çalışmak cesaret istiyor.”
Ege düşündü, sonra gülümsedi.
“Doğrudur. Sanırım bazen birini gerçekten dinlemek, kendimizi de duymamızı sağlıyor.”
O an aralarında görünmez ama anlamlı bir bağ oluşmuştukah; söylenmeyen ama hissedilen bir bağ.
Durağa geldiklerinde Ege eliyle sokağı işaret etti.
“Benim yolum buradan ama siz otobüse binene kadar bekleyeyim.”
Derya başını salladı.
“Gerek yok, bakın geldi bile. Teşekkür ederim. İyi akşamlar.”
Otobüs duraktan onlar birbirinden ayrıldılar.
Derya kimseye kolay kolay güvenmezdi; hele ki erkeklere. Ama bu sefer aşka bir şans tanımaya cesaret etmeye hevesi vardı sanki. Kalbinde bir kıpırtı hissetti. Uzun zamandır biriyle konuşmak bu kadar içten ve anlamlı hissettirmemişti Derya’ya, değer görmek hasret kaldığı bir duyguydu. Bir saat sonra telefonuna bir mesaj geldi.
“Derya iyi akşamlar ben Ege. Telefonunuzu WhatsApp grubumuzdan buldum. Umarım rahatsız etmedim. Eve gidebildiniz mi, merak ettim.”
Derya “Eve vardım. İlginize teşekkür ederim.” diye cevap verdi.
Günlüğüne de şunları yazdı…
Etrafımdaki olumsuz ilişkileri gördükten sonra kimseye gönlümü kaptırmayacağıma söz vermiştim. Kalbimin kapısını sonsuza dek kapatmıştım. Ya şimdi? Neler oluyor bana anlayamıyorum. Onunla tanıştıktan sonra sil baştan başlamak istiyorum. Artık korkmayacağım. Galiba âşık oldum. Eski bene veda etmenin zamanı geldi sanıyorum.
FUNDA KORKMAN - Ekim 2025


🥰🥰🥰
“Birini gerçekten dinlemek kendimizi duymamızı sağlıyor ”
Ne doğru bir cümle. Ege’de iyiki dinlemiş. Tebrikler🩵
Hoşgeldin yeni ben 🦋
Çok beğendim yüreğinize elinize emeğinize sağlık 💜
Beğenmenize çok sevindim. Teşekkürler.
Çok beğendim, bir solukta okudum, Tebrikler.
👏🏻👏🏻👏🏻
🤍 o kadar keyifliydi ki
Bunu duymak ne güzel. Keyif almanıza çok sevindim, teşekkür ederim.
Çok naziksiniz, teşekkür ederim. Bazen birini dinlemek, kendimize açılan en sessiz kapı oluyor.
-Eski ben e veda etme zamanının geldiğini bilmek -Ne güzel bir farkındalık yarattınız bende…..Kaleminize sağlık 💐
Emeğinize yüreğinize sağlık Ebru hanm🌸✍️
Teşekkür ederim 🙏
Bazı vedaların , yeninin kapısını tıklattığını nasıl güzel kelimelere dökmüşsünüz… Kelimelerinize teşekkürler.
Bazı vedaların yeniyi çağırdığını hissetmek ve bunun okura geçmesi benim için büyük mutluluk. Çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için.
Fundacım kalemine sağlık ben hep derim her zaman gelene teşekkür edilmez bazen de gidene teşekkür etmek lazım tıpkı öyküdeki yeni ben demek gibi🌸
Ne güzel ifade etmişsiniz…
Bazen en büyük teşekkür, yeni ben’e alan açmaktır. Güzel yorumunuz için teşekkür ederim 🙏
Fundacığım eline,kalemine sağlık💗İçindeki potensiyelini çıkarmana çok sevindim🥰Seni tebrik ediyorum💫✨🌸
Eski Bene veda hepimize ilham olsun😇Yen bene hoşgeldin🍀