İçeriğe atla
Email
logo dolma 01
  • ANA SAYFA
  • HAKKIMDA
  • BLOG
  • KURGU METİN ÇÖZÜMLEMELERİ
  • YAZMAK İÇİN YAZMAK GEREK TOPLULUĞU
  • YAZAR SOHBETLERİ
  • İLETİŞİM
logo dolma 01
Email
  • ANA SAYFA
  • HAKKIMDA
  • BLOG
  • KURGU METİN ÇÖZÜMLEMELERİ
  • YAZMAK İÇİN YAZMAK GEREK TOPLULUĞU
  • YAZAR SOHBETLERİ
  • İLETİŞİM

İletişim

@ozlem_abut_otluoglu

Instagram Paylaşımlarımdan Kesitler

Bir romana ad vermek, kitap yazma sürecinin en zor Bir romana ad vermek, kitap yazma sürecinin en zor aşamalarından biri olabilir.

Çünkü seçtiğin ad yalnızca kitabının kapağında yazılı olmasından öte bir anlam taşır. Okurun romanınla ilgili ilk düşüncesini oluşturur ve metni hangi yönden okuyacağını belirler.

Ben de dördüncü ve son romanım, Sekiz Buçuk Metrekare’ye  ilk olarak -Kefen- adını vermiştim. Bu adın romanımla doğrudan bağlantılı olduğunu düşünsem de eleştirilere kulaklarımı tıkamadım.

Editoryal süreçte aldığım bir eleştiri tam olarak buydu: Romanın daha özgün, daha ayırt edici ve metnin asıl vurgusuna daha yakın bir ada ihtiyacı vardı.

Bunun üzerine bir editör gözüyle  romanıma yeniden baktım. Anlatının en güçlü sembolünü buldum ve kitabın adını -Sekiz Buçuk Metrekare- olarak değiştirdim.

Kitap yazmak yalnızca olayları ve karakterleri kurgulamaktan ibaret değil. Kitabını yayımlamak istiyorsan romanının adından kapağına kadar verdiğin her kararın metninle uyumlu olması gerekir.

Bir dosya üzerinde aylar belki de  yıllarca çalışmış olman, verdiğin her kararın doğru olduğu anlamına gelmez. Bazen bir editörün ya da bu konuda ehil birinin  doğru eleştirisi, romanını en temsil eden adı bulmana aracılık eder. 

Sen romanının adını kitap yazmaya başlamadan önce mi buldun, yoksa yazma sürecinde mi değiştirdin? Merak etmedim desem yalan olur:)) Yorumlara yaz, senin de bu konudaki tecrübeni öğrenmek isterim.

Bir roman yazmak istiyor ama nereden başlayacağını bilmiyorsan doğru yerdesin.
Betimleme yapmak, bir mekânda ne varsa okura tek t Betimleme yapmak, bir mekânda ne varsa okura tek tek göstermek değildir.

Verdiğim tüyoyu yazarken kullanmak için kaydedebilir, yazmaya meraklı bir arkadaşınla paylaşabilir ve devamı için beni takip edebilirsin.

Diyelim ki karakterin daha önce hiç girmediği bir salona adım attı.

Duvarların rengini, perdelerin desenini, koltukların biçimini, halının büyüklüğünü ve sehpanın üzerindeki eşyaları detaylı biçimde betimlersen  okurun zihninde net bir görüntü oluşacağını düşünebilirsin.

Oysa okur, anlatı henüz başlamışken bunca ayrıntıyı aklında tutamaz. Hangisinin önemli olduğunu bilemediği için de mekânı görmek yerine elinde tabiri caizse bir eşya listesi bulur.

Bunun yerine karakterini odada hareket halinde gösterebilirsin.

Örneğin koltuğa oturmak üzereyken minderin üzerindeki kan lekesini fark etsin. Pencereye yöneldiğinde perdenin arkasında birinin saklandığını anlasın. Böylece mekâna ait ayrıntılar  anlatıya  hizmet de eder.

Romanını yazarken bir bölüme  betimlemeyle başlaman yanlış değil; yanlış olan, karakteri ve olayı durdurup bütün mekânı bir kerede anlatmaya çalışmak.

Kendi romanlarımda ve üzerinde çalıştığım dosyalarda bir betimlemeyi değerlendirirken yalnızca güzel yazılıp yazılmadığına bakmam. O ayrıntının karakterin dikkatini neden çektiğini ve anlatıda nasıl bir işlev üstlendiğini de sorgularım.

Senin de aklında bulunsun istedim.

Bir roman yazmak istiyor ama nereden başlayacağını bilmiyorsan doğru yerdesin :)
Bir romanda zamanın geçmesi, o zaman aralığında ya Bir romanda zamanın geçmesi, o zaman aralığında yaşanan her şeyi anlatman gerektiği anlamına gelmez.

Ana karakterin hayatında sekiz ay geçmiş olabilir. Ama bu sekiz ay boyunca yaşananlar olay örgüsünü ilerletmiyorsa okurun da o olaylara tanık olması gerekmez.

Jack London’ın Martin Eden’da yaptığı tam olarak bu.

Sekizinci bölümün sonunda Martin ile Ruth’u konuşurken bırakırız. Dokuzuncu bölüm başladığında Martin sekiz aylık deniz seferinden dönmüştür. Yolculuk gerçekleşmiştir ama yolculuk sırasında yaşananlar olay örgüsüne dahil edilmemiştir.

İşte kesme tekniğini kullanırken kendine sorman gereken soru bu:

“Bu zaman aralığında yaşananları okurun görmesi gerçekten gerekli mi?”

Cevabın hayırsa karakterinin her adımını takip etmek yerine sahneyi kes. Zamanı ilerlet ve onu doğrudan anlatıya hizmet eden bir sonraki olayın içinde göster.

Çünkü roman yazarken önemli olan karakterinin hayatındaki her şeyi anlatmak değil, hikâyen için gerekli olanı seçmektir.

Bir roman yazmak istiyor ama nereden başlayacağını bilmiyorsan doğru yerdesin :)

#martineden
Yayımlanan son romanım, Sekiz Buçuk Metrekare’yi y Yayımlanan son romanım, Sekiz Buçuk Metrekare’yi yazmaya başladığımda katilin kim olduğunu net bir biçimde planlamıştım. Olay örgüsünü de planladığım ters köşeye göre kurmuştum.

Ancak romanı bitirip dosyayı baştan sona okuduğumda önemli bir sorunla karşılaştım:

Planladığım ters köşe yeterince güçlü değildi.

İyi bir polisiye okur anlatıya yerleştirdiğim ipuçlarıyla katili kitabın yarısından sonra tahmin edebilirdi.

Oysa ki iyi nitelikli bir polisiye romanda katil ortaya çıktığında okur şaşırmalı ama geriye dönüp baktığında bütün ipuçlarının gözünün önünde olduğunu da fark etmelidir.

Benim kurguladığım finalde ise ters köşe vardı ancak yetersiz ve yavandı.

Bunun üzerine katili değiştirdim.

Fakat katili değiştirmek, romanın sonundaki bir ismi silip yerine başka bir isim yazmak anlamına gelmiyordu.

Yeni katilin kimliğini inandırıcı kılabilmek için dosyayı baştan sona yeniden ele aldım. Gerekli ipuçlarını ve doneleri romanın farklı bölümlerine yerleştirdim. Bazı sahneleri yeniden yazdım, bazı ayrıntıları değiştirdim ve olaylar arasındaki bağlantıları yeniden kurdum.

Üstelik bütün bunları yaparken yeni katili okura belli etmemem ama gerçeği öğrendiğinde her şeyin yerine oturmasını sağlamam gerekiyordu.

Çünkü nitelikli bir ters köşe anlatıya gerekli alt yapıyı oluşturmadan yerleştirilemez.

Okur finalde yalnızca “Bunu hiç beklemiyordum,” dememeli.

Aynı zamanda:

“Bütün işaretler gözümün önündeymiş,” diyebilmelidir.

Sekiz Buçuk Metrekare’yi yazarken yaptığımkapsamlı revizyon, bana bir romanın ilk taslakta değil, çoğu zaman yeniden yazılırken gerçek biçimini kazandığını bir kez daha gösterdi.

Peki ilk taslakta katil kimdi?

Onu söylemeyeceğim.

Ama Sekiz Buçuk Metrekare’yi okurken şüphelendiğin kişiyi değiştirecek bazı ipuçlarının romana sonradan yerleştirildiğini artık biliyorsun. 

Geçmişi gömmek imkânsızdır.
Tetikleyici olay, romanındaki olaylardan farklıdır Tetikleyici olay, romanındaki olaylardan farklıdır. Ana karakterinin eski hayatını geride bırakıp asıl hikâyenin içine girmesini sağlar.

Dört roman yazarken ve üzerinde çalıştığım dosyaları incelerken tetikleyici olayla ilgili iki hatayla sık sık karşılaştım:

Yazar tetikleyici olayı çok erken veriyor. Bunun sonucunda da okur ana karakteri yeterince tanımadığı için yaşananlardan etkilenmiyor.

Bazen de ana karakteri tanıtmak için sayfalar boyunca bilgi veriyor. Bu defa tetikleyici olay gecikiyor ve okur yazar bir türlü sadede gelmediği için anlatıdan kopuyor.

Burada önemli olan dengeyi kurmak.

Okur, tetikleyici olay gerçekleştiğinde şu iki sorunun cevabını bilmelidir:

📌 Ana karakterin hayatında ne değişti?

📌 Bu değişim onun için neden önemli?

Okur bu soruların cevabını bilmiyorsa tetikleyici olayı erken vermiş olabilirsin.

Bu cevapları uzun zamandır biliyor ama asıl hikâye hâlâ başlamadıysa bu kez olayı fazla geciktirmiş olabilirsin.

Romanının başlangıcını yeniden okurken tetikleyici olayını bul ve kendine şu soruyu sor:

“Okur, bu olayın ana karakterimin hayatını neden değiştirdiğini anlayabiliyor mu?”

Vereceğin cevap, tetikleyici olayın doğru yerde olup olmadığını sana gösterecektir.

Romanını yazarken hemen uygulayabileceğin bilgilerin devamı için beni takip et, postu beğen ve roman yazan bir arkadaşınla paylaş.

Bir roman yazmak istiyor ama nereden başlayacağını bilmiyorsan doğru yerdesin :)

#romanyazmak #romanyazarlığı #yaratıcıyazarlık #yazarlıktüyoları #kurgu #olayörgüsü #tetikleyiciolay #yazaradayları
Romanının konusunu bilmek, ne anlatmak istediğini Romanının konusunu bilmek, ne anlatmak istediğini bildiğin anlamına gelmez.

Verdiğim tüyoyu yazarken kullanmak için kaydedilir, yazmaya meraklı bir arkadaşınla paylaşabilir ve devamı için beni takip edebilirsin. 

Diyelim ki romanında ihanete uğrayan bir kadının intikamını anlatıyorsun.

Bu, romanının konusudur.

Peki bu hikâyeyi neden anlatıyorsun? Okura intikamın insanı özgürleştirdiğini mi, yoksa geçmişine daha sıkı bağladığını mı göstermek istiyorsun?

İşte bu soruya verdiğin cevap, romanının temasıdır.

Tema, anlatının ana düşüncesini taşıyan tek bir cümledir. Romanındaki karakterler, çatışmalar, olaylar ve hatta final bu cümlenin etrafında şekillenir.

Temanı belirlemeden yazdığında birbirinden ilginç sahneler kurabilirsin. Güçlü karakterler de yaratabilirsin. Ancak bütün bunları aynı metinde bir arada tutacak bir eksenin olmaz.

Böyle bir durumda roman ilerledikçe yeni olaylar ekler, yan karakterlerin hikâyelerini genişletir ve bir süre sonra hangi gelişmenin anlatıya hizmet ettiğini ayırt etmekte zorlanırsın.

Kendi romanlarımda ve üzerinde çalıştığım dosyalarda temaya bu nedenle önem veriyorum. Bir sahnenin romanda kalıp kalmayacağına karar verirken yalnızca iyi yazılıp yazılmadığına değil, anlatının ana düşüncesine hizmet edip etmediğine de bakıyorum.

Bir roman yazmak istiyor ama nereden başlayacağını bilmiyorsan doğru yerdesin :)
Roman kurgularken diyalog yazmak, karakterlerin sı Roman kurgularken diyalog yazmak, karakterlerin sırayla konuşmasından ibaret değil.

Ben bir diyaloğu değerlendirirken “Gerçek hayatta insanlar böyle konuşur mu?” sorusundan önce başka bir şeye bakıyorum: Bu konuşma romanda neden var?

Çünkü günlük hayatta yaptığımız konuşmaların büyük bölümü bir yere varmaz. Oysa romanda kullandığımız her diyaloğun anlatıda bir görevi olması gerekir.

Bir karakter bir şey öğrenebilir.
Bir bilgi ilk kez açığa çıkabilir.
İki karakter arasındaki gerilim artabilir.
Bir karakterin gerçek niyeti sezilebilir.
Ana çatışma başka bir noktaya taşınabilir.

Bunların hiçbiri olmuyorsa diyalog ne kadar doğal yazılmış olursa olsun, roman için yeterince işlevsel olmayabilir.

Yazar adayı olarak kendi metnine dışarıdan bakmak bazen zor. Ben bu yüzden diyalogları tek tek ele alıp konuşmanın öncesiyle sonrasını karşılaştırmayı çok işe yarar buluyorum.

Roman yazmak, kurgu oluşturmak, karakter geliştirmek ve yazarlık üzerine uygulanabilir bilgiler için beni takip edebilirsin.

#romanyazmak #yazmak #yazar #yazaradayı #romanyazarlığı diyalogyazımı yaratıcıyazarlık kurgu karaktergeliştirme
Üçüncü romanım, Saklı Gerçekler’i yazarken kendimd Üçüncü romanım, Saklı Gerçekler’i yazarken kendimden oldukça emindim. Daha önce yayınevi editörleriyle çalışmış, editörlük sürecini deneyimlemiştim. Fakat ilk kez kendi araştırmalarım sonucunda seçtiğim freelance bir editörle çalışacaktım.

Dosyamı editörüm Özlem Tanrıverdi’ye gönderdim. Özellikle romanın giriş bölümünden çok emindim. O bölümü gerçekten çok beğeniyordum.

Editörüm romanın iyi yazıldığını, fakat üzerinde çalışmamız gerektiğini söyledi. Ardından benim o çok güvendiğim ilk bölüm için şu cümleyi kurdu:

“Olmuş ama kurgusunda sıkıntı var.”

İlk anda şaşırdım. Hatta içimden, “Bir dakika, ne oluyoruz?” dediğimi hatırlıyorum.

Sonra kendime şunu sordum: Bana bunu kim söylüyor?

Araştırarak bulduğum, uzmanlığına güvendiğim ve birlikte çalışmayı bilinçli olarak seçtiğim editörüm söylüyordu. Üstelik o bana karşı değil, benimle birlikte çalışıyordu. İkimiz de aynı şeyi istiyorduk: Romanın alabileceği en iyi hâli almasını.

Editörüm, çok güçlü bir kanca cümle yazdığımı ama bu cümleyi bölümün sonunda kullandığım için etkisini azalttığımı anlattı. Cümleyi romanın başına almamı önerdi:

“Lütfen annem de babam da ölsün. Onları yanına alırsan bir daha yaramazlık yapmayacağıma söz veriyorum Allah Baba. İyi bir çocuk olacağım. Hümeyra ablamın her dediğini yapacağım.”

Cümleyi başa aldığımda ilk bölümün bütün kurgusunu değiştirmem gerekti. Oturdum, düşündüm ve bölümü yeniden yazdım.

Bugün geriye baktığımda iyi ki diyorum. Çünkü bu açılış, okurlarımdan en güzel geri dönüşleri alan bölümlerden biri oldu.

Bir editörle çalışırken onun her önerisini kabul etmek zorunda değilsin. Fakat nedenini anlamadan kulak ardı etme. Çünkü bazen senin metne duyduğun sevgi nedeniyle göremediğin şeyi, editörün çok daha açık görebilir.

İyi bir editör sana rağmen değil, seninle birlikte çalışır.
logo dolma 01

Özlem Abut Otluoğlu
Yazmak İçin Yazmak Gerek

  • ozlem_abut_otluoglu
  • ozlem_abut_otluoglu
  • yazmakicinyazmakgerek@ozlemabutotluoglu.com